Öne çıkan

YENİ YILDAN…

Zaman… herkesten bir şeyler götüren, aldıklarını geri vermeyen,üzüntümüzün ilacı olan hastalığımızın tek çaresi, tüm gerçekleriyle kendini bize sunandır aslında.
Nazım Hikmetin de dediği gibi “Şimdi bana geçen zamanın unutulmaz sancısı kalır” diyor. Unutulmuyor çünkü sadece günler,aylar,yıllar geçiyor.
Geçen bu zamanda kalmak kendinize haksızlık olur bu ilerleyen zamanla iyileşmek, unutmak yapamıyorsanız da çabalamak, bir şeylere tutunmak, yaşamayı sevmek kendinize bir şans daha vermek için geç değil bence tam zamanı şuan yeni bir yıl, yeni arkadaşlıklar,dostluklar, belki yeni bir iş, yeni bir aşk.. hayat sürprizlerle ve mucizelerle dolu gönlün neyin arayışında neyin özlemini çekiyorsa bu yıl belki kapını onunla birlikte çalacak bilemezsin ki…
Bu yılın yanlışları bırak kalsın bu yıl da sen mutlu olmayı seç,istemekten hiç vazgeçme sen iste ki isteyeceklerin de çoğalsın.
Bu yıl karşınıza doğru insanlar çıkarsın, gerçek sevgilerle sevilin, doğru arkadaşlıklarla tamamlanın.
2019’un size sağlık,mutluluk,aşk,para ve bolca iyi niyet getirmesini diliyorum.

Reklamlar
Öne çıkan

DOĞRU ENERJİ

Enerji’ne güvenir misin? Ya da enerjini bir başkasına aktarabileceğini… Aktardığın enerjinle onu görebileceğini, sana yazabileceğini, bir araya gelebileceğinizi ben inanıyorum işte bu telepati denen enerji dalgalarına..
İçimizde 2 kişi vardır ya hani. Birisi her zaman olması gerekeni söyler. Birisi de içimizdeki çocuktur. Kendimizdir.. Ve bunu kullanabilmek için de kendi iç sesimizi dinlemeliyiz,hissettiklerimiz ne kadar yoğunsa enerjimiz de bir o kadar yoğun oluyor ve bunu istediğimiz kişiye aktarabiliyoruz.
Tabi bu aktardığınız insan sizde nasıl anılar bıraktıysa onu da gördüğünüzde, o şekilde hatırlıyorsunuz üzüyorsa bu durum sizi, bırakın enerjiniz sizde kalsın derim, ama hislerin, düşüncelerin,duyguların destek veriyorsa söyleyecek de pek bir şey kalmıyor.
İnsanların bu enerjiyi kullanma şekilleri elde etmeleri için dua etmelerinden doğar,dua da pozitif bir enerji olduğundan dolayı duanın kedine has enerjisi ve insanın telaffuzuyla birlikte dile getirerek evrene enerjisini gönderiyor her zaman dediğim gibi yapabileceklerinin farkında ol çünkü sen değerlisin bu hayatta.. bazen de her şeyden önce insan ilk olarak ben demeli belki biraz da ben demeyi öğrenmeli, kendini her zaman ilk planda tutmayı bir borç bilmelisin, sen bu kadar önemsemez isen kendini, neden insanlar seni üzmemek için çaba sarf etsin ki o yüzden enerjimizi ilk kendimizde kullanmalıyız.. Çünkü en değerli biz. Son olarak,
Doğru insan, doğru enerji.

Öne çıkan

İSTEDİĞİNİZ GİBİ

Düşünmeyin… Öyle her şeye yormayın kafanızı, sıkmayın kendinizi küçük, ufak tefek oyunlara.. hayat bu birazda ona fırsat verin.. bırakın ipleri düşmeyin ama olduğunuz yerde de durmayın sallasın arada. Kasmayın kendinizi, her şey olacağına varıyor zaten ne kadar uğraşsan da çabalasan da olmuyor bazı şeyler olması gerektiği gibi kalıyor yerinde. Kendi enerjinize güvenin yaşamak istediğiniz gibi, hayal ettiğiniz gibi, severek.. özen göstererek.. dilediğiniz gibi.. olmasını istediğiniz gibi… olsun tüm beklentileriniz.

KENDİNE GÜVEN

Bu yazıma aklımda bir konu olmadan ne yazacağımı bilmeden başlıyorum ve okuduğum kitabın herhangi bir sayfasını açtım 13. satırını okudum ve orada diyor ki, Her şey ya da herkes olamayacağımdan, sadece ben olmayı kendime görev bilirim.. bu cümle üzerinden gidelim istiyorum … Yazar burada ne demek istiyor ya da bize aktarmaya çalıştığı ne ? kendimce yorumlamaya çalıştığımda bendeki anlamı ,ne kadar bir başkası olmaya çalışsak da her ne kadar başka hayatları kendimize örnek alsak da bu sende eğreti duracak çünkü o başkasına ait sen farklısın, sen onun gibi değilsin olamazsın olmaya da çalışma sen kendi düşüncelerinle, fikirlerinle, hayata bakışınla, kalbinin güzelliğiyle sadece teksin seni sen yapan zaten bu özelliklerin senin hayata bakışın bir başkasıyla aynı olmayabilir veya fikirlerin aykırı ya da sıradan olabilir ama senin fikirlerin senden çıkan senin düşündüğün…

Herkes artık birbirinin kopyası olma peşinde ve doğallıktan uzak.. bunu farklı olmak sanıyorlar ama bence bu tamamen bir başkası olmak. İnsan kendinden bu kadar uzaklaşmamalı kendini seversen, önemsersen, ve değerli olduğunu hiçbir zaman unutmazsan bir başkasının düşünceleriyle var olmaya çalışmazsın. Demem şu ki sadece biraz kendine güven bazıları ateşten korkar, bazıları da ateş olur yakar…

ÖN YARGI

Bu yazımda ön yargılarımızla ilgili konuşalım istedim… Birinin kişiliği hakkında yorum yapmadan önce kendimize zaman tanıyor muyuz acaba? Yoksa direkt olarak kafamızda canlandırdığımız kişilikler üzerinden mi yaklaşıyoruz insanın tipine göre yargılamak eyleminden farklı olan bir yargılamadır bir insanın giydiği kıyafete, saçına, ayakkabısına, makyajına veya aksesuarlarına göre konuşmak görünüşe göre yargılama eylemine girermiş ve bu da insanı büyük ölçüde yanıltır. Çünkü sabah uyandığımızda ki ruh halimiz bize nasıl giyinmek istediğimizi hangi rengi seçmemiz gerektiğini veya havanın güneşli veya yağmurlu olması gibi etkenlerden etkilenip dış görünüşümüzle bütünleştirdiğimiz dinamik etkenlerdir. Ve bu yüzden de değişkendir unutmamak gerek.

Diğer türlü tipe göre yargılamalar genellikle doğru çıkar nefret dolu bakışlarıyla bakan bir adam yada sert umursamaz tavırlı bir kadın hakkında oluşan yargılar genelde doğru sonuçlar verir bunu gözlem ile karıştırmamak gerekir. Sen gözlemlediğin bir insanın dış görünüşünden hayata bakışını, konuştuğu konulardan zevklerini anlamaya çalışabilirsin bu normaldir ama yanlış olan bu gözlemleri kesin yargılara dönüştürmektir. Karşımızdaki kişiye kendini tanıtması için zaman ve fırsat vermeliyiz toplum olarak dinlemeyi öğrenmeliyiz, öğrenmeye açık olmalıyız derim ve Christopher Marley’in bir sözüyle “güzel konuşmak için tek bir yol vardır, o da dinlemeyi öğrenmek” sözünü aklımızdan çıkarmayalım isterim.

ŞÜKÜR ALLAH’A OLAN TEŞEKKÜRDÜR

Hiç kimse hayatından memnun değil hep bir şikayet, hep bir memnuniyetsizlik… Neden şükretmek aklımıza gelmez acaba ? İnsanoğlu neden elindekiyle yetinemiyor, gözümüz sürekli daha fazlasında.. ama elinde ne varsa onun değerini, kıymetini bilmek gerekmez mi ? yoksa ben mi çok masum düşünüyorum.. elimizden kayıp gittiği zaman kalan sadece pişmanlıklarımız olmamalı geride, elimizde kalan  şükür’lerimiz olsa daha güzel,  daha huzur verici olmaz mı ?

*Şükür Allah’a olan teşekkürdür.* Bunu sadece istediğimiz ya da mutlu olduğumuz anlarda değil de bir sebebi yokken de yapabiliriz mesela mutlu değilsen bile mutluymuş gibi görünmeyi deneyebilirsin çünkü gülümsemek ve dik durmak insanı rahatlatır. (Tavsiye) kafamızda ki şartlandırılmış düşüncelerden kurtulmalıyız. Örneğin yaşamak  için iki şeye ihtiyacımız var değil mi biri nefes almak, diğeri aldığımız nefesi geri vermek alırken içimizde bir baskı olduğunu düşünürüz oysa geri verirken bir oh çekeriz işte bize gelen ve giden sıkıntıları da böyle atmalıyız Allah’a şükret sıkıntıların, huzursuzlukların seni bunalttığı zaman ve yine şükret seni huzura kavuşturduğu zaman..

Ve son olarak şu sözle yazımı bitirmek istiyorum *Yaşamaya zaman ayır, çünkü ömür bunun için yaratılmıştır.*-Johann Wolfgang von Goethe-

 

 

ALDIM BANA GÖNDERDİĞİN GÜZELLİKLERİ

Hayat önceden hazırlanmış bir film… ve hepimiz iyi veya kötü bu filmin birer oyuncusu ve baş rolün sahibiyiz, sende kendi filminin oyuncususun her şey senin için önceden hazırlanmış ve her anında sana sürprizler yapıyor sadece bunu fark etmen gerekiyor.

Güzellikler her zaman zamansız gelir o yüzden sürekli bir şeyler bekleyerek yaşama beklemediğin zaman fark edeceksin sana sunduğu güzellikleri.. önüne sunulan hiçbir şeyi geri çevirme, belkide şansını, kısmetini, sana gelen mutluluğunu itiyorsun ellerinle. Hayat bir masal gibi başlar ama gel gör ki yaş ilerledikçe, anılar çoğaldıkça romana dönüşür hayatın sen romanını güzelliklerle doldurmak istemez misin ? Biliyorum elbette ki istersin.. işte bu yüzden uğraş, hayat her zaman kötü davranmaz.

Haykırmaz da sana yaptığı iyilikleri, ama sen haykırarak cevap ver,* aldım bana gönderdiğin güzellikleri de* !